ibni kesir tefsiri yusuf suresi 24 — Andolsun ki o, istekli idi. Eğer rabbının burhanını görmemiş olsaydı; o da onu arzu etmiş gitmişti. İşte Biz, böylece ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf ettik. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. İnsanların bu makamdaki sözleri ve ibareleri birbirinden çok farklıdır. BURÛC85:1 - (1-7) Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı. (1-7) Burçlara sahip gökyüzüne SavaşKocabaş. Basım. TürkçeTürkiye · Karınca&Polen Yayınları · 2011 (İlk yayınlanma: 2010) · Ciltli · 9786055546090. Tür. Din (İslam) Diğer baskılar. Elimizdeki tefsir kitaplarının zayıf ve mevzu hadislerle ve israiliyatla dolu olduğu iddiası yaygınlaşınca, bu bizi İslâmi kitaplar üzerinde durmaya ve onları YouTube頻道價值預估只需YouTube頻道名稱或連結,輕鬆為頻道做出頻道估價 YouTube影片效果分析 幫助您分析YouTube影片表現,優化YouTube SEO YouTube網紅頻道對比 維度豐富的YouTube頻道對比分析報告,全面瞭解網紅數據 YouTube網紅即時粉絲量 Andolsun biz gökde burçlar yapmış, onları (ibretle) temâşâ edenler için süslemişizdir. And olsun ki (biz), gökte burçlar yaptık ve onu, seyreden kimseler için süsledik! Biz göklerde takım yıldızlar (burçlar) ile donatarak, bakanlar için göğü süslemiş olduk. İşte Biz gökyüzünde burçlar yaptık. jgXtK. بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ الٓمٓ۠ ﴿١﴾ 85-BURÛC 16. Ayet فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ Fa’âlun limâ yurîdyurîdu. Bayraktar Bayraklı 12-16 Şüphesiz, Rabbinin yakalaması son derece çetindir. İnsanı yoktan yaratan ve sonra yeniden diriltecek O'dur. O, çok bağışlayandır; çok sevendir. Şanlı kudret tahtının sahibidir. Dilediği şeyleri mutlak yapandır. Edip Yüksel Dilediğini yapandır. Erhan Aktaş Dilediğini yapandır. Muhammed Esed dilediği her şeyin mutlak Yapıcısı. Mustafa İslamoğlu dilediği her şeyi yapabilendir. Süleyman Ateş İstediğini yapandır. Süleymaniye Vakfı Dilediği her şeyi yapacak güçtedir. Yaşar Nuri Öztürk İstediğini hemen yapandır. Bürûc Sûresi 12-16. Ayet Tefsiri Hakkında Konusu Nuzül Bürûc Sûresi Hakkında Burûc sûresi, Mekke’de nâzil olmuştur. 22 ayettir. İsmini, birinci âyette geçip “burçlar” mânasına gelen الْبُرُوجُ burûc kelimesinden alır. Mushaf tertîbine göre 85, nüzûl sırasına göre 27. sûredir. Bürûc Sûresi Konusu Bu sûre nâzil olduğu sırada, Mekkeli müşrikler müslümanlara dinlerinden dönmeleri için şiddetli bir şekilde zulmediyor, her türlü işkenceyi reva görüyorlardı. Bu bakımdan sûrede, müslümanlara bunca eziyet eden kâfirleri ne tür acı akibetlerin beklediği ve bu eziyetlere katlanan mü’minlerin ne derece mükafat elde edecekleri ele alınmaktadır. Bu mesaj, Ashâb-ı Uhdûd örnek verilerek sunulmaktadır. Sûre, Ashâb-ı Uhdûd, Firavn ve Semûd kavminin akıbetlerini bildirmek suretiyle müşriklerin eziyetlerine karşı Allah Resûlü’nü, ashâbını ve bütün mü’minleri teselli etmekte, onlara güven, huzur ve itminân vermektedir. Bürûc Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada seksen beşinci, iniş sırasına göre yirmi yedinci sûredir. Şems sûresinden sonra, Tîn sûresinden önce Mekke’de inmiştir. اِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَد۪يدٌۜ ﴿١٢﴾ اِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُع۪يدُۚ ﴿١٣﴾ وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُۙ ﴿١٤﴾ ذُو الْعَرْشِ الْمَج۪يدُۙ ﴿١٥﴾ فَعَّالٌ لِمَا يُر۪يدُۜ ﴿١٦﴾ Karşılaştır 12 Rabbinin yakalaması gerçekten pek şiddetlidir. Karşılaştır 13 O’dur her şeyi yoktan yaratan, yarattığını tekrar edip, son olarak âhirette yeniden yaratacak olan. Karşılaştır 14 Yalnız O’dur günahları çokça bağışlayan, kullarını çok seven ve sevilen. Karşılaştır 15 Arşın gerçek sahibi, şanı pek yüce olan, Karşılaştır 16 O’dur, dilediği her şeyi dilediği gibi yapan. TEFSİR 12. âyetteki اَلْبَطْشُ batş kelimesi, merhamet etmeden, en ufak bir acıma hissi duymadan kıskıvrak, şiddetle ve sert bir şekilde yakalamak anlamındadır. Böyle iken bir de “şiddet” vasfıyla nitelenmesi, o yakalamanın dehşetini iyice artırmaktadır. Bundan maksat, Allah Teâlâ’nın azgın zalimleri yakalayıp hesaba çekmeye ve hadlerini bildirmeye ne ölçüde kudret sahibi olduğunu vurgulamaktır. Burada bu lafzın seçilmesi, kâfirlerin hiçbir acıma hissi duymadan mü’minleri kıskıvrak yakalayıp ateşlerde yakmalarıyla uygunluk arzetmektedir. Allah da onlara kıyamet günü aynı şekilde muamele edecek ve cehennemde yakacaktır. Ceza, amelin cinsinden olacaktır. Çünkü sonsuz kuvet ve hikmet sahibi Allah, varlıkları yoktan yaratan, bunların varlıklarını tekrar eden ve canlıları ölümden sonra diriltecek olandır. O, insanları yoktan var eder, sonra onları yok eder, sonra kıyamet gününde amellerinin karşılığını vermek üzere yeniden diriltir. Kâfir ve zâlimlere mühlet tanıması da bundan ötürüdür. Yoksa ihmalinden değildir. “Allah, imhal eder ama ihmal etmez” nüktesi bunu amansız yakalayışı, onuncu ayette ifade edilen kâfirlerin işledikleri cürümlere münasip olduğu gibi, “Ğafûr” ve “Vedûd” vasıfları da onbirinci ayette zikredilen mü’minlerin halleriyle uyuşmaktadır. Allah Ğafûrdur; mü’min kullarının günahlarını bağışlayandır, örtendir. O Vedûddur; çok seven ve çok sevilendir. Dünya hayatında seven, sevgilisinin her istediğini yaptığı ve ona türlü türlü hediyeler verdiği gibi, Allah da dostlarına şanına yaraşır şekilde daha güzeliyle ikram kuluna muhabbeti, dünyayı, onun hayatını idame ettirecek imkânlarla donatması, her türlü varlığı hizmetine amade kılması ve kedisine de bu imkânlardan istifade edebilecek akıl, idrak ve kabiliyet vermesidir. Ayrıca, sünnetullahın gereği olarak dünya hayatında bir kısım bela, musibet ve sıkıntılarla karşılaşmasına rağmen, kalbine yerleştirdiği ülvî ve mânevî duyguları coşturarak ve Rabbiyle beraber olma şuuruna erdirerek esrarengiz zevklerle dolu derin bir hayat yaşatmasıdır. Nitekim farz ve nafile ibâdetlere devamla kulun Allah’ın yakınlığını ve muhabbetini kazanacağını, Allah bir kulunu sevdiğinde ise onun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, yürüyen ayağı olacağını açıklayan hadis-i kudside Buhârî, Rikâk 38, Allah ile kulu arasındaki muhabbetin izlerini bulmak mümkündür. Kulun Allah’a muhabbeti ise bütün benliği ile O’na yönelmesi, O’na kavuşmayı istemesi, sahip olduğu derin saygı duygularıyla emirlerine titizlikle riayet etmesi ve peygamberinin yolunda gitmesidir. Kulların Allah’a en sevimlisi, karşılık beklemeden kulluk edendir. Zira gerçek muhabbet, karşılık beklenmeden duyulan hâlis bir muhabbet ve katıksız bir aşktır. Bağışlayıcı, seven ve sevilen yüce Allah, her şeyin sahibi olduğu gibi arşın da sahibi ve malikidir. Büyük küçük bütün yaratıklar üzerinde etkili bir saltanat sahibidir. Cenâb-ı Hak Mecîd’dir; uludur, zâtı şerefli, fiilleri güzel, ihsanı boldur. O, kemal ifade eden bütün isim ve sıfatları kendinde toplamıştır. O, dilediğini yapar, iradesi hiç şaşmaz. Bu sebeple hem tehdit hem de müjdesini yerine getireceğinde asla şüphe olunduğuna göre Hz. Ebubekir ölüm hastalığına tutulduğu sırada bir grup dostu onu ziyarete gelir ve“– Hastalığınız hayli ciddi, müsaade ederseniz bir doktor çağıralım” derler. Ebubekr“– Doktor geldi, beni gördü” der. Ziyaretçiler“– Peki ne tavsiye etti, sana ne söyledi?” dediklerinde O“– Doktor bana اِنِّى فَعَّالٌ لِمَا اُرِيدُ Ben dilediğimi yaparım» dedi” diyerek tebessüm eder. Böylece ecelinin yaklaştığını anlarlar. Zira o, doktorla Allah’ı kastetmiştir. Ondan sonra fazla zaman geçmeden vefat tarihi boyunca zulüm ve işkence yapanların âkibetini görebilmen için Kaynak Ömer Çelik Tefsiri Fatiha Suresi Mekke’de nazil olmuştur ve yedi ayettir. 1- Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla 2- Hamd; alemlerin Rabbı Allah’a mahsustur. 3- Rahman’dır, Rahim’dir. 4- Din gününün malikidir. 5- Yalnız Sana ibadet ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz. 6- Bizi dosdoğru yola ilet. 7- Nimete erdirdiklerinin yoluna, Gazaba uğrayanların ve dalalete düşenlerinkine değil. Fatiha suresi, Mekki Mekke’de nazil olmuş bir suredir. İbn Abbas, Katade ve Ebu’l – Aliye böyle zikrederler. Medine’de indiği de söylenir. Bunu Ebu Hüreyre, Mücahid, Ata İbn Yessar ve Zühri naklederler. İki kere nazil olduğunu, birinin Medine dönemine, diğerinin Mekke dönemine rastladığını söyleyenler de vardır. Birinci görüş daha doğrudur. Bu surenin yedi ayet olduğunda ihtilaf yoktur. Amr İbn Übeyd sekiz, Hüseyin el-Ca’fi ise altı ayettir der. Her iki kavil de şaz’dır. Ancak besmelenin başlı başına bir ayet olup olmadığı tartışmalıdır. Kufe’li Kurra’nın tümü ile sahabe ve tabiinden bir topluluğun görüşü böyledir. Daha sonra gelen bilginlerden de bir grup bu görüşe katılmıştır. Ayetin bir kısmıdır veya başlangıçta ayet değildir diyenler ise Medine’li Kurra’dır. İmam Buhari, Tefsir kitabının başında der ki Fatiha suresine Ümmü’l – Kitab = kitabın anası» adı verilmiştir; çünkü Mushafların yazılışına onunla başlanır ve namazda Kur’an okumaya Fatiha ile başlanır. Denildi ki, bu adın verilmesinin sebebi; Kur’an’ın bütün muhtevasının bu suredeki manaya raci’ olmasındandır. İbn Cerir der ki Araplar her işin bütününe veya başlangıcına —ardından gelen bölümler varsa— bu hepsinin önderi veya anası hükmünde olduğu için ona ana» adını verirler. Nitekim beyni kaplayan leriye başın anası adı verilir. Askerlerin altında toplandıkları sancağa da ana adı verilir. İbn Cerir der ki Mekke’ye Ümmü’l – Kura = kasabaların anası» adının verilmesi hepsinin önünde yer almasındandır. Diğerleri ondan sonra gelmektedir. Bu sureye Fatiha adı da verilir, çünkü Kur’an okunmaya onunla başlanır. Sahabe-i Güzin Mushaf-ı Şerifi yazmaya onunla başlamışlardır. Seb’al – Mesani» adı verilmesi de doğrudur. Çünkü namazda iki kerre tekrarlanır ve her rek’atta okunur. İmam Ahmed der ki; bize Yezid İbn Harun… Ebu Hüreyre’den nakletti ki Rasulullah Kur’an’ın anası hakkında şöyle buyurmuştur Fatiha Kur’an’ın anasıdır, o iki kerre tekrarlanan yedidir ve o yüce Kur’an’ın kendisidir.» Ebu Hüreyre nakletti ki, Rasulullah şöyle buyurmuştur O Fatiha Kur’an’ın anasıdır. O kitabın fatiha’sıdır ve iki kerre tekrarlanan yedidir…» Ebu Hüreyre nakletti ki, Rasulullah şöyle buyurmuştur Elhamdülillahi Rabbi’l – Alemin, yedi ayettir. Bunlardan birisi Bismillahirrahmanirrahim’dir. O iki kerre tekrarlanan yedi ve yüce Kur’an’dır. O kitabın anası ve fatiha’sıdır.» Darekutni de aynı şekilde bu hadisi Ebu Hüreyre’den merfu olarak rivayet eder ve ravilerinin hepsinin de sika olduğunu söyler. Beyhaki de Hz. Ali, İbn Abbas ve Ebu Hüreyre’den rivayet eder ki, onlar Seb’al – mesani» iki kerre tekrarlanan yedi tabirini fatiha olarak tefsir etmişler ve Besmelenin de bunun yedincisi olduğunu belirtmişlerdir. Fatiha Suresinin Önemi İstiaze Ne Demektir ? Şeytan Ne Demektir ? Racim Ne Demek ? Besmele ne demektir ? Besmele’nin Önemi Nedir ? 85-BURÛC 1. Ayet وَالسَّمَاء ذَاتِ الْبُرُوجِ Ves semâi zâtil burûcburûci. Bayraktar Bayraklı 1-3 Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki, Edip Yüksel Andolsun galaksiler sahibi göğe. Erhan Aktaş Burçlar sahibi gökyüzüne ant olsun, Muhammed Esed Düşün büyük burçlarla dolu göğü, Mustafa İslamoğlu Burçlarla dolu gökyüzü şahit olsun, Süleyman Ateş Burçlar sâhibi göğe andolsun, Süleymaniye Vakfı Burçları[*] olan göğe, [*] Burç بُرج, Arapçada köşk ve kale anlamına gelir Mekâyîs Köşkler gibi güzel ve parlak olan oniki yıldız kümesine de burç denir. Bunlar; Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık diye adlandırılmışlardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur “Biz gerçekten gökte burçlar oluşturduk ve onları, seyredenler için süsledik.” Hicr 15/16 Burçlar, ayın konak yerleri gibidir, bir yılda hepsini dolaşır. Allah Teâlâ şöyle buyurur “Güneşi aydınlatıcı, ayı da aydınlık yapan odur. Aya konak yerleri belirlemiştir ki, yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Allah onları gerçek varlıklar olarak yaratmıştır. O bilen bir toplum için ayetlerini ayrıntılı olarak açıklar.” Yunus 10/5 Yaşar Nuri Öztürk Yemin olsun o burçlarla dolu göğe,

buruc suresi tefsiri ibni kesir