Xfapg. 1. Hâ, mîm. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 2. 2-3 Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur’an yaptık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 3. 2-3 Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur’an yaptık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 4. Gerçekten o bizim nezdimizde bulunan ana kitapta mevcut yüce ve hikmet dolu bir kitaptır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 5. Siz haddi aşan bir kavim oldunuz diye Kur’an’ı size göndermekten vaz mı geçelim? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 6. Biz öncekilere de nice peygamberler göndermiştik. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 7. Onlar kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 8. Biz onlardan daha kuvvetli olanları helâk ettik. Kur’an’da öncekilerin örneği de geçmiştir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 9. Eğer sen onlara Gökleri ve yeri kim yarattı?» diye sorsan elbette Onları çok güçlü ve herşeyi bilen Allah yarattı.» derler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 10. O, yeryüzünü sizin için bir beşik yaptı ve doğru gidesiniz diye orada sizin için yollar meydana getirdi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 11. Allah gökten belli bir ölçüye göre su indirdi. Biz onunla ölü bir memlekete yeniden hayat verdik. İşte siz de kabirlerinizden böyle diriltilip çıkarılacaksınız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 12. Allah bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etmiştir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 13. Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz Bunları bizim hizmetimize veren Allah’ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 14. Gerçekten biz Rabbimize döneceğiz.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 15. Buna rağmen insanlar, Allah’ın kullarından bir kısmını O’nun bir parçası saydılar. Gerçekten de insan apaçık bir nankördür. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 16. Yoksa O, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de erkek çocukları size mi seçti? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 17. Onlardan biri Rahman olan Allah’a isnad ettiği kız çocuğu ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesilir de öfkesinden yutkunur durur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 18. Yoksa onlar, süs ve zinet içerisinde yetiştirilip de mücadelede erkek gibi kendisini savunmaya açık olmayan kızları mı O’na isnad ediyorlar? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 19. Onlar Rahman olan Allah’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onlar meleklerin yaratılışını gördüler mi? Onların şahitlikleri yazılacak ve onlar sorguya çekileceklerdir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 20. Onlar Eğer Rahman olan, Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdık.» dediler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 21. Yoksa biz kendilerine bundan önce bir kitap verdik de onlar, ona mı sarılıyorlar? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 22. Hayır, onlar sadece Biz babalarımızı bu din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz.» dediler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 23. Ey Muhammed! Yine böyle biz senden önce de hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek, mutlaka oranın şımarık varlıklı kimseleri Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız.» dediler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 24. Gönderilen uyarıcı; Eğer size babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmişsem de mi bana uymazsınız?» deyince, onlar Gerçekten biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz.» dediler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 25. Biz de onlardan intikam aldık. Bak peygamberleri yalanlayanların sonu nasıl oldu! Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 26. Hani İbrahim babasına ve kavmine Gerçekten ben sizin taptığınız şeylerden uzağım. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 27. Ben ancak beni yaratana taparım. Şüphesiz ki O, beni doğru yola iletecektir.» dedi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 28. İbrahim, bu sözü, ardından gelecek olanlara devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, onlar doğru yola dönsünler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 29. Doğrusu ben bunları da babalarını da kendilerine hak olan kitap ve gerçeği açıklayan bir peygamber gelinceye kadar faydalandırıp geçindirdim. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 30. Kendilerine hak geldiği zaman onlar Bu bir büyüdür doğrusu biz onu tanımıyoruz.» dediler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 31. Yine Onlar Bu Kur’an, şu iki şehirden bir büyük adama indirilmeli değil miydi?» dediler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 32. Ey Muhammed! Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik. Birbirlerine işlerini gördürsünler diye biz onların bir kısmını diğerlerinden derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 33. Eğer insanlar küfre sapan bir ümmet haline gelmeyecek olsalardı, biz O Rahman olan Allah’ı inkâr eden kimselerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 34. Onların evleri için gümüşten kapılar, üzerine yaslanacakları koltuklar yapardık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 35. Daha nice altın ziynetler verirdik. Çünkü bunların bizce hiçbir kıymeti yoktur. Bütün bunlar dünya hayatının geçici menfaatinden başka bir şey değildir. Ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri içindir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 36. Her kim Rahman olan Allah’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 37. Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 38. Nihayet kıyamet günü bize gelince, arkadaşına Keşke seninle benim aramda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!» der. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 39. Onlara Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz zulmettiniz. Şimdi de hepiniz azapta ortaksınız.» denir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 40. Ey Muhammed! O halde sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut körlere ve apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 41. Eğer biz seni onlara azap gelmeden önce alıp götürsek bile onlardan intikam alırız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 42. Yahut da onlara vaad ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara azap etmeye gücümüz yeter. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 43. Öyleyse sen, sana vahyedilen Kur’an’a sarıl. Şüphesiz ki sen doğru bir yol üzerindesin. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 44. Doğrusu o Kur’an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 45. Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de sor, biz Rahman olan Allah’tan başka kendisine ibadet edilecek ilâhlar yapmış mıyız? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 46. Andolsun ki, biz Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına gönderdik. Musa Ben gerçekten âlemlerin Rabbi olan Allah’ın peygamberiyim.» dedi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 47. Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 48. Bizim onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye biz onları azapla yakaladık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 49. Onlar azâbı görünce Ey sihirbaz! Sende olan ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et. Biz gerçekten doğru yola gireceğiz.» dediler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 50. Fakat azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman hemen sözlerinden dönüverdiler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 51. Firavun kavmine seslenerek dedi ki Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 52. Yoksa ben, nerede ise meramını anlatamayan şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 53. Eğer O’nun dediği doğru ise üzerine altın bilezikler atılmalı veya kendisiyle beraber onu tasdik eden melekler gelmeli değil miydi?» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 54. Firavun kavmini küçümsedi. Onlar da O’na itaat ettiler. Çünkü onlar fâsık bir kavimdi. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 55. Nihayet bizi gazaplandırdıkları zaman onlardan intikam aldık. Hepsini suda boğduk. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 56. Onları sonradan gelecekler için ibret ve örnek kıldık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 57. Meryem oğlu İsâ bir misal olarak anlatılınca, senin kavmin hemen ondan bir delil bulduklarını sanarak bağrışmaya başladılar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 58. Onlar dediler ki Bizim ilâhlarımız mı daha hayırlıdır, yoksa İsâ mı?» Bu misâli sırf seninle tartışmak için ortaya attılar. Doğrusu onlar çok kavgacı bir topluluktur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 59. İsâ, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 60. Eğer biz dileseydik, sizden yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 61. Gerçekten o, İsâ’nın yere inişi kıyâmetin yaklaştığını gösteren bir bilgidir. Sakın kıyâmet hakkında şüpheye düşmeyip, bana uyun, bu doğru yoldur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 62. Sakın şeytan sizi doğru yoldan alıkoymasın. Gerçekten o sizin için apaçık bir düşmandır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 63. İsâ mucizelerle indiği zaman dedi ki Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O halde Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 64. Gerçekten benim de Rabbim sizin de Rabbiniz Allah’tır. Öyle ise O’na kulluk edin. Bu doğru bir yoldur.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 65. Fakat aralarından çıkan gruplar, İsâ hakkında ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbından dolayı vay zulmedenlerin hâline! Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 66. Onlar kendileri farkına varmadan ansızın kıyâmetin başlarına gelmesini mi bekliyorlar? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 67. O gün Allah’tan korkanlar hariç dost olanlar birbirlerine düşmandırlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 68. 68-69 Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 69. 68-69 Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 70. Siz ve eşleriniz cennete girin. Orada ağırlanıp sevindirileceksiniz.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 71. Onların etrafında yiyecek ve içecekler altın tepsiler ve kadehlerle dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı herşey vardır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 72. İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 73. Orada sizin için bol bol meyveler vardır. Onlardan yersiniz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 74. Şüphesiz ki suçlular, cehennem azâbında ebedi olarak kalacaklardır. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 75. Onların azâbı hafifletilmez ve onlar azab içerisinde ümitsizdirler. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 76. Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zâlimler oldular. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 77. Onlar cehennem bekçisine Ey Mâlik! Rabbin artık bizi öldürsün.» diye seslenirler. Mâlik de Siz böylece kalacaksınız.» der. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 78. Andolsun ki biz size hakkı getirdik. Fakat sizin çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 79. Yoksa onlar hakka karşı gelmek için bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de onları cezalandırmak için kararlıyız. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 80. Yoksa onlar bizim sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, işitiriz ve yanlarında bulunan elçi meleklerimiz de her yaptıklarını yazıyorlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 81. Ey Muhammed! de ki Eğer Rahman olan Allah’ın bir çocuğu olsaydı, ona ibâdet edenlerin birincisi ben olurdum.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 82. Göklerin ve yerin Rabbi, arşın Rabbi onların nitelendirdikleri şeyden münezzehtir, yücedir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 83. Şimdi sen bırak onları, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya kadar batıla dalsınlar oynasınlar. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 84. Gökteki ilâh da yerdeki ilâh da O’dur. O hüküm ve hikmet sahibidir herşeyi bilir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 85. Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın şanı yücedir. Kıyâmet saatinin bilgisi de yalnız onun yanındadır. Siz sadece O’na döndürüleceksiniz. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 86. Onların Allah’ı bırakıp da tapdıkları putlar şefaat hakkına sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefâat edebilir. Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 87. Eğer sen onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette Allah» derler. O halde nasıl haktan çevriliyorlar? Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 88. Peygamberin sözü şu olmuştur Ey Rabbim! Bunlar gerçekten imân etmeyen bir kavimdir.» Mealleri Kıyasla Sayfada Göster 89. Ey Muhammed! Şimdilik sen onlara aldırma ve Size selâm olsun.» de. Onlar yakında bilecekler! Mealleri Kıyasla Sayfada Göster
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Ves-el men erselnâ min kablike min rusulinâ ece’alnâ min dûni-rrahmâni âliheten yu’bedûneVe sor senden önce peygamberlerimizden gönderdiklerimize Rahmandan başka kulluk edilen mabutlar yarattık mı?Ey Nebim! Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor Biz, Rahman olan Allahın dışında tapılacak birtakım ilahlar kıldık mı? Hiçbir dönemde şirke ve Allah’tan bağımsız şefaatçilere izin çıkarmış mıyız?Ve ey peygamber! Tevhid inancı konusunda bir şüphen varsa, elçilerimizden senden önce gönderdiklerimize sor. Rahman olan Allah'tan başka sahte ilahlara tapılmasına hiç izin vermiş miyiz?Senden önce kendilerine Rasullerimizden bazılarını görevlendirip gönderdiğimiz kavimlerin ehl-i hak alimlerine de sor. Rahmet sahibi Rahman olan Allah'ın dışında uydurma ilahlara kulluk ve ibadet edilsin diye kural mı koymuşuz?Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor Biz Rahman'dan başka kulluk edilecek ilâhlar kılmış mıyız?Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor Biz, Rahman olan Allahın dışında tapılacak birtakım ilahlar kıldık mı hiç?Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerden ümmetlerinin ileri gelen âlimlerinden sor ki, biz Rahmân'dan başka ibadet olunacak ilâhlar yapmış mıyız?Sen önceki peygamberlerin dinlerini sorup araştır Rahman olan Allah’ın dışında ibadet edilen ilahlara izin vermiş miyiz?Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize şöyle sor “Rahmân'dan başka tanrılara tapılmasını emretmiş miyiz?”Senden önce, geçmiş olan peygamberlere sor, Allahtan başka tapmaya yaraşan bir Tanrı yarattık mı?Senden önce gönderdiğimiz resullerin gerçek ve samimi takipçilerine sor bakalım, biz, Rahman olan Allah'ın dışında başka tanrılara tapılmasına hiç izin vermiş miyiz?Bütün peygamberlerin getirdiği dinler incelendiği zaman anlaşılır ki, hiçbir peygamberin dininde Allah’tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yüklem... Devamı..Senden evvel gelmiş olan rasûllere sor, hiç birine Rahmân’dan başka ma’bûdlara ’ibâdeti emr itdik mi?Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor; Biz, Rahman olan Allah'tan başka, kulluk edilecek tanrılar meşru kılmış mıyız?*Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilâhlar var etmiş miyiz?Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize ümmetlerine sor! Rahmân'dan başka tapılacak tanrılar edinin diye emretmiş miyiz? Öteki peygamberlerin getirdiği dinler incelendiği zaman anlaşılır ki, hiçbir peygamberin dininde puta tapıcılık yoktur. Bütün peygamberler tevhid ina... Devamı..Senden önce gönderdiğimiz elçileri araştır "Rahman'ın dışında tapılacak tanrılar kabul etmiş miyiz?"Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de sor, biz Rahman olan Allah'tan başka kendisine ibadet edilecek ilâhlar yapmış mıyız?Senden evvel gönderdiklerimize sor Resullerimizden! biz Rahmandan başka ıbadet olunacak ilâhlar yapmış mıyız?Senden önce kendilerine Resûl gönderdiklerimize sor. Biz, Rahman'dan başka kulluk edilecek ilahlar kılmış mıyız?Senden evvel gönderdiğimiz peygamberlerimize sor Biz o çok esirgeyici Allah dan başka tapılacak Tanrılar yapmış mıyız?Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize onların ümmetlerine de sor! Rahmân'dan başka ibâdet edilecek ilâhlar kılmışmıyız?Senden önce elçiler gönderdiğimiz inanç sahibi insanlara sor. Biz “Rahman’dan başka kulluk edilecek ilahlar mı yaptık?Sen önce gönderdiğimiz elçilerden sor bak, Biz esirgeyici olan Allah’tan başka tapılacak tanrılar var etmiş miyiz?Senden evvel gönderdiğimiz peygamberlerden sor [⁵] ki esirgeyen Tanrı/dan başka tapılacak mâbutlar yaptık mı?[5] Onların din ve milletlerine bakıp ahvalini tetkik et, ümmetlerinden ve ulemasından sor.Ey Peygamber! Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor/soruştur! Biz Rahmân’dan başka kulluk edilecek tanrılar var etmiş miyiz?Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimizden sor bakalım “Biz, Rahman'ın dışında tapılacak bir takım ilahlar kıldık mı hiç?”Senden önce ne kadar Peygamber göndermişsek; sor bakalım onlara, Rahmân’dan başka ilâhlara kulluk edilmesine izin vermiş miyiz? Örneğin, Mûsâ’nın tevhid mücâdelesini düşününRasûllerimizden, senden önce gönderdiğimiz kimselere de sor! Rahmân’dan başka kulluk edilecek ilahlar kıldık mı?Resulüm! Biz, senden önce gönderdiğimiz elçilere Sevgi'nin ötesinde bir tanrı önermiş miyiz ehlikitaba önce elçiler gönderdiğimiz toplumlara sor. “Allah’tan başka yasalarına uyarak tapacağınız varlıklar edinin, insanlardan bir kısmına yasa yapma hakkı verin, onların yasalarına uymak suretiyle insanlara tapın diye emir vermiş miyiz?” Elbette emirlerimiz içinde böyle bir şey bulamayacaklardır. Aksine biz onlara yasalarımıza uyun! İnsanların uydurduğu yasalara uymayın diye emrettik! Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize ümmetlerine sor! “Rahmân’ın peşi sıra tapılacak ilahlar edinin.” diye emretmiş miyiz!Ey Muhammed! Senden önce kendilerine Peygamberlerimizden gönderdiğimiz kimselere; “Biz, Rahman olan Allah’tan başka tapılacak ilâhlar edinmelerini emretmiş miyiz?” diye bir Yani; “haberin olsun ki Peygamberlerin hepsi Allah’tan başka mabut olmadığında müttefiktir. Hiç birisi müşrikliği, putperestliği kabul etmemiştir. İ... Devamı..[Bırak başkasını da,] senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor, ³⁸ Rah-mân’dan başka tanrılara tapılmasına hiç izin vermiş miyiz?38 Yani, “önceki vahiylere bak ve kendi kendine sor”.Senden önce elçiler gönderdiğimiz toplumlara sor bakalım, biz Rahman ile aralarına koyacakları bir takım varlıklara ilahlık yakıştırıp kulluk edilmesini emretmiş miyiz? 2/255, 10/34-35Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizin hayatlarını soruştur;[⁴³⁹⁹] bak bakalım, hiç Rahmân’dan başka tapınılacak ilâhlar tayin etmiş miyiz?[4399] Ves’el “sor” anlamının yanında “soruştur” anlamını da evvel resûllerimizden göndermiş olduğumuz zâtlara sor, biz o Rahmân'dan başka tapılacak ilâhlar yaptık mı?Senden önce gönderdiğimiz resullere sor bakalım Biz, hiç Rahman'dan başka tapılacak tanrılar kabul etmiş miyiz? Asla! Bütün resuller tevhidi titizlikle uygulamışlardır. Resullerden maksat onlara verilen kutsal kitaplardır. Bu âyet bütün peygamberlerin halis te... Devamı..Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor Rahman'dan başka tapılacak tanrılar yapmış mıyız?Senden önce elçi gönderdiğimiz kişilerle ilgili bir araştırma yap da bak; Rahman ile aranıza ilahlar koymuş muyuz[*]?[*] İlah, kayıtsız şartsız, boyun eğilen varlıktır. Aşağıdaki ayet ve benzerlerinden dolayı akla, şu soru gelebilir "Acaba insanların uydurdukları dı... Devamı..Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimizden sor. Bakalım, Rahman'dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz?Senden önce gönderdiğimiz peygamberlere sor Biz Rahmân'dan başka tapılacak tanrılar göstermiş miyiz?Senden önce gönderdiğimiz resullerimize sor Rahman'dan başka ibadet edilecek tanrılar yapmış mıyız?daħı śor 'amellere kim viribidük senden ilerü yalavaçlarumuzdan iy eyledük mi raḥmān’dan ayruķ Tañrılar ŧapınılurlar?Daḫı ṣor yā Muḥammed senden burun gönderdügümüz resūllere Bizḳılduḳ mı Tañrıdan özge mabūdlar ki anlara ibādet oluna?Səndən əvvəl göndərdiyimiz peyğəmbərlərdən onların ümmətlərinin alimlərindən və müxlis mö’minlərindən soruş “Biz Rəhmandan başqa ibadət olunası tanrılarmı müəyyən etmişik?!”And ask those of Our messengers whom We sent before thee Did We ever appoint gods to be worshipped beside the Beneficent?And question thou our messengers4648 whom We sent before thee; did We appoint any deities other than Allah Most Gracious, to be worshipped?4648 That is, by examining their Message, and asking the learned among their real followers. It will be found that no Religion really teaches the wors... Devamı..
Bayraktar Bayraklı Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an MealiOnların sırtına kurulasınız ve üzerlerine yerleştiğinizde, Rabbinizin nimetini hatırlayarak şöyle diyesiniz diye, "Bunları bizim emrimize veren Allah, her türlü eksiklikten uzaktır. Aksi takdirde biz bunları emrimizin altına alamazdık."Mehmet Okuyan Kur’an Meal-TefsirBöylece onların hayvanların sırtına binip gemilerin üzerlerine yerleşince, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz diye "Bunu bizim hizmetimize veren Allah yücedir, yoksa biz bunları hizmetimize Yüksel Mesaj Kuran ÇevirisiKi onların üstüne binesiniz ve onlara bindiğiniz zaman Efendinizin size olan nimetini düşünerek şunları diyesiniz "Bunu bizim emrimize veren çok yücedir. Onları kendi başımıza kontrol altına alamazdık."Üzerlerine binip, onlardan yararlanınca, Rabb'inizin verdiği nimetleri anarak "Bunları, hizmetimize veren Allah ne yücedir; yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi." Vakfı Süleymaniye Vakfı MealiBu binekler üstünde rahat etmeniz içindir. Rahatladığınız zaman Rabbinizin nimetlerini hatırlamalı ve şöyle demelisiniz "Bunları hizmetimize veren Allah'a boyun eğeriz; yoksa bunu kendiliğimizden Rıza Safa Kur'an-ı Kerim GerçekOnların sırtına binmeniz için. Sonra, onların üzerine bindiğinizde, Efendinizin nimetlerini anın ve şunu söyleyin "Bunları hizmetimize veren, tüm yakıştırmalardan ayrıktır. Çünkü biz, bunu elde edemezdik!"Mustafa İslamoğlu Hayat Kitabı Kur’anBu sayede sırtlarına kurulup hükmedesiniz; ve onlara hükmettiğiniz her zaman da, Rabbinizin nimetini anıp şöyle diyesiniz "Bütün bunları bizim yararımıza bir yasaya bağlayan Allah'ın şanı ne yücedir; aksi halde bizim gücümüz buna asla Nuri Öztürk Kur'an-ı Kerim MealiKi onların sırtlarına kurulasınız, sonra oraya kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayıp da şöyle diyesiniz "Adı ve kudreti yücedir bunu bizim emrimize verenin! Yoksa biz bunu kendimize yanaştıramazdık."Ali Bulaç Kur'an-ı Kerim ve Türkçe AnlamıOnların sırtlarına binip doğrulmanız, sonra doğrulduğunuz zaman, Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve "Bunlara bizim için boyun eğdiren Allah ne yücedir, yoksa biz bunu kendi hizmetimize yanaştıramazdık" demeniz sadeleştirilmiş Ki, sırtlarına kurulasınız sonra üzerlerine yerleştiğinizde Rabbinizin nimetini anıp şöyle diyesiniz "Ne yücedir O Allah ki, bunu bizim hizmetimize vermiş; yoksa biz bunu yanaştıramazdık kendimize boyun eğdiremezdik.Muhammed Esed Kur'an Mesajıböyle yapar ki onlara hükmedesiniz ve ne zaman onlardan yararlanırsanız Rabbinizin nimetlerini hatırlayıp "Bütün bunları bizim hizmetimize veren O ne yücedir, çünkü O olmasaydı biz bunu elde edemezdik;Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali12-14 O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları Hamdi Yazır Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiKi sırtlarına kurulasınız, sonra üzerine kurulduğunuzda rabbınızın ni'metini anıp diyesiniz tenzih o sübhane ki bunu bize müsahhar kılmış, yoksa biz bunu yanaştıramazdıkSüleyman Ateş Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiKi onların sırtlarına binesiniz, sonra onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin ni'metini anasınız ve şöyle diyesiniz "Bunu bizim hizmetimize veren Allahın şanı yücedir, yoksa biz bunu hizmetimize yanaştıramazdık."Onların sırtlarına binip doğrulmanız, sonra doğrulduğunuz zaman, rabbinizin nimetini zikretmeniz ve "Bunlara bizim için boyun eğdiren Tanrı ne yücedir, yoksa biz bunu kendi hizmetimize yanaştıramazdık" demeniz Basri Çantay Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim13-14 Taki sırtlarında karaar kılasınız, sonra üzerlerine yerleşince kalblerinizle Rabbinizin ni'metini iyice düşünesiniz ve dilinizle de "Bunları bize rameden Allahın şanı ne yücedir, münezzehdir. Yoksa biz bunlara güc yetiremezdik. Biz herhalde, ancak Rabbimize dönüb gidicileriz", ki bunların üzerine oturunca, Rabbınızın nimetini anarak Bunları bize müsahhar kılan ne yücedir, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, Piriş Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı13-14 Onların sırtlarına bitip oturmanız, sonra da Rabbiniz'in nimetlerini hatırlamanız, onlara yerleştikten sonra da -Bunu, hizmetimize veren Allah ne yücedir. Yoksa buna bizim gücümüz yetmezdi ve biz elbette Rabbimiz'e döneceğiz demeniz için..Suat Yıldırım Kuran-ı Kerim ve Meali13-14 Ta ki onların üstüne binerken Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve şöyle diyesiniz "Bunları bizim hizmetimize veren Allah yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. O lütfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize döneceğiz."Ahmed Hulusi Türkçe Kur'an ÇözümüKi, sırtlarına kurulasınız, sonra onun üzerine yerleştiğinizde Rabbinizin nimetini zikredesiniz ve "Bunu bize kullandıran Subhandır! Yoksa biz bunu değerlendiremezdik" Yüksel Eski Baskı Mesaj Kuran ÇevirisiKi onların üstüne binesiniz ve onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin size olan nimetini düşünerek şunları diyesiniz 'Bunu bizim emrimize veren çok yücedir. Onları kendi başımıza kontrol altına alamazdık.'Erhan Aktaş Eski Baskı Kerim Kur'anÜzerlerine binip, onlardan yararlanınca, Rabb'inizin verdiği nimetleri anarak "Bunları, hizmetimize veren Allah ne yücedir; yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi." Khalifa The Final TestamentAs you rest on top of them, you shall appreciate such a blessing from your Lord, and say, "Glory be to the One who subdued this for us. We could not have controlled them by Monotheist Group The Quran A Monotheist TranslationSo that you may settle on their backs; then recall the blessing of your Lord once you have settled on them, and say "Glory to the One who has committed this for us, and we could not have done so by ourselves."Edip-Layth Quran A Reformist TranslationSo that you may settle on their backs; and then when you have settled on them you may recall your Lord's blessing, by saying "Glory be to the One who commits this for us, and we could not have done so by ourselves."
Mekke döneminde indirilen bu surede hayatın geçici kazançlarından bahsedilmektedir. Allah’ın kullarına sahip olduğu maddi kaynaklarla değil, inanç ve davranışlarına göre değer verdiği vurgusu yapılmaktadır. Rahman Suresi içerisinde İsa ve Musa peygamberler de zikredilmektedir. Bunun dışında cehennem bekçisi Malik ile cehennemlikler arasındaki konuşmalara da yer Suresi, okuyan kişiyi şeytandan koruma faziletine sahiptir. Bu sebeple de Müslümanlar tarafından sık sık okunmakta ve bazı zamanlarda da ezberlenmektedir. Zuhruf Suresi indirime sırasına göre, Şura Suresi ile Duhan Suresi arasında yer almaktadır. Bu kapsamda Zuhruf Suresi’nin Arapça ve Türkçe okunuşları aşağıdaki içeriklerde paylaşılmıştır. Sureyi ezberlemek isteyen kişiler, Türkçe okunuştan yararlanabilir. Bu surenin Diyanet mealiyle tefsiri de sık sık merak edilen bir konudur. Bu bağlamda, surenin Türkçe meali ve tefsiri de aşağıda paylaşılan ilgili bilgiler arasında yer Suresi Türkçe kitabil cealnahü kur'anen arabiyyen lealleküm ta' innehu fı ümmil kitabi ledeyna le aliyyün fe nadribü ankümüz zikra safhan en küntüm kavmem kem erselna min nebiyyin fil ma yet'tıhim min nebiyyin illa kanu bihı ehlekna eşedde minhüm batşev ve meda meselül lein seeltehüm men halekas semavati vel erda le yekulünne halekahünnel azızül ceale lekümül erda mehdev ve veale leküm fıha sübülel lealleküm nezzele mines semai maem bi kader fe enşarna bihı beldetem meyta kezalike halekal ezvace külleha ve ceale leküm minel fülki vel en'ami ma testevu ala zuhurihı sümme tezküru nı'mete rabbiküm izesteveytüm aleyhi ve tekulu sübhanellezı sehhara lena haza ve ma künna lehu inna ila rabbina le cealu lehu min ıbadihı cüz'a innel insane le kefurum memma yahlüku benativ ve asfaküm bil iza büşşira ehadühüm bima darabe lir rahmani meselen zalle vechühu müsveddev ve hüze ve mey yüneşşeü fil hılyeti ve hüve fil hısami cealül melaiketellezıne hüm ıbadür rahmani inasa e şehidu halkahüm setüktebü şehadetühüm ve yüs' kalu lev şaer rahmanü ma abednahüm ma lehüm bi zalike min ılmin in hüm illa ateynahüm kitabem min kablihı fe hüm bihı kalu inna vecedna abaena ala ümmetiv ve inna ala asarihim kezalike ma erselna min kablike fı karyetim min nezırin illa kale mütrafuha inna vecedna abaena ala ümmetiv ve inna ala asarihim e ve lev ci'tüküm bi ehda mimma vecedtüm aleyhi abaeküm kalu inna bima ürsiltüm bihı mihüm fenzur keyfe kane akıbetül iz kale ibrahımü li ebıhi ve kavmihı innenı beraüm mimma ta' fetaranı fe innehu cealeha kelimetem bakıyeten fı akıbihı leallehüm metta'tü haülai ve abaehüm hatta caehümül hakku ve rasulüm lemma caehümül hakku kalu haza sıhruv ve inna bihı kalu lev la nüzzile hazel kur'anü ala racülim minel karyeteyni hüm yaksimune rahmete rabbik nahnü kasemna beynahüm meıyşetehüm fil hayatid dünya ve rafa'na ba'dahüm fevka ba'dın deracatil li yettehıze ba'duhüm ba'dan suhriyya ve rahmetü rabbike hayrum mimma lev la ey yekunen nasü ümmetev vahıdetel le cealna li mey yekfüru bir rahmani li büyutihim şükufem min fiddativ ve mearice aleyha li büyutihim ebvabev ve süruran aleyha zuhrufa ve in küllü zalike lemma metaul haytiod dünya vel ahıratü ınde rabbike lil mey ya'şü an zikrir rahmani nükayyıd lehu şeytanen fe hüve lehu innehüm le yesuddunehüm anis sebıli ve yahsebune ennehüm anis sebıli ve yahsebune ennehüm iza caena kale ya leyte beynı ve beyneke bu'del meşrikayni fe bi'sel ley yenfeakümül yevme iz zalemtüm enneküm fil azabe fe ente tüsmius summe ev tehdil umye ve men kane fı dalalim imma nezhebenne bike fe inna minhüm nüriyenne kellezı veadnahüm fe inna aleyhim billezı uhıye ileyk inneke ala sıratım innehu lezikrul leke ve li kavmik ve sevfe tüs' men erselna min kablike mir rusülina e cealna min dunir rahmani alihetey yu' le kad erselna musa bi ayatina ila fir'avne ve meleihı fe kale inni rasulü rabbil caehüm bi ayatina iza hüm minha ma nürıhim min ayetin illa hiye ekberu min uhtiha ve ehaznahüm bil azabi leallehüm kalu ya eyyühes sahırud'u lena rabbeke bima ahide ındeke innena le keşefna anhümül azabe izahüm nada fir'avnü fı kamihı kale ya kavmi e leyse lı mülkü mısra ve hazihil enharu tecrı min tahtı e fe la ene hayrum min hazellezı hüve mehınüv ve la yekadü lev la ülkıye aleyhi esviratüm min zehebin ev cae meahül melaiketü kavmehu fe etauh innehüm kanu kavmen asefununtekamna minhüm fe ağraknahüm cealnahüm selefev ve meselel lil lemma duribebnü meryeme meselen iza kavmüke minhü kalu e alihetüna hayrun em hu ma darabuhü leke illa cedela bel hüm kavmün hüve illa abdün en'amna aleyhi ve cealnahü meselel li benı lev neşaü le cealna minküm melaiketen fil erdı innehu le ılmül lissaati fe la temterunne biha vettebiun haza sıratum la yesudodennekümüş şeytan innehu leküm adüvvün lemma cae ıysa bil beyyinati kale kad ci'tüküm bil hıkmeti ve li übeyyine leküm ba'dallezı tahtelifune fıh fettekullahe ve etıy' hüve rabbı ve rabbüküm fa'büduh haza sıratum ahzabü mim beynihim fe veylül lillezıne zalemu min azabi yevmin yenzurune illes saate en te'tiyehüm bağtetev ve hüm la yeş' ehıllaü yevmeizim ba'duhüm li ba'dın adüvvün illel ıbadi la havfün aleykümül yevme ve la entüm amenu bi ayatina ve kanu cennete entüm ve ezvacüküm aleyhim bi sıhafim min zehebiv ve ekvab ve fıha ma teştehıhil enfüsü ve telezzül a'yün ve entüm fıha tilkel cennetülletı uristümuha bima küntüm ta' fiha fakihetün kesıratüm miha te' mücrimıne fı azabi cehenneme yüfetteru anhüm ve hüm fıhi ma zalemnahüm ve lakin kanu hümüz nadev ya malikü li yakdı aleyna rabbük kale inneküm ci'naküm bil hakkı ve lakinne ekseraküm lil hakkı ebramu emran fe inna yahsebune enna la nesmeu sirrahüm ve necvahüm bela ve rusülüna ledeyhüm in kane lirrahmani veledün fe ene evvelül rabbis semavati vel erdı rabbil arşi amma yahudu ve yel'abu hatta yülaku yevmehümüllezı hüvellezı fis semai ilahüv ve fil erdı ilah ve hüvel hakımül tebarakellezı lehu mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma ve ındehu ılmüs saah ve ileyhi la yemliküllezıne yed'une min dunihiş şefaate illa men şehide bil hakkı ve hüm ya' lein seeltehüm men halekahüm le yekulünnellahü fe enna yü' kıylihı ya rabbi inne haülai kavmül la yü' anhüm ve kul selam fe sevfe ya'lemunZuhruf Suresi Türkçe Anlamı Kitab'a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur'an o, katımızdaki ana kitapta Levh-i Mahfuz'da mevcuttur, çok yücedir, hikmetlerle aşan bir topluluk oldunuz diye vazgeçip Zikir'le Kur'an'la sizi uyarmaktan geri mi duralım? daha önceki toplumlara da nice peygamberler da kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Öncekilerin örneği geçti! onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka, "Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah yarattı" yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle 13, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları iken "melekler Allah'ın kızlarıdır" demek suretiyle kullarından bir kısmını O'nun parçası saydılar. Şüphesiz insan apaçık bir Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı? biri, Rahmân'a örnek kıldığı isnad ettiği kız çocuğu ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah içerisinde narin bir biçimde yetiştirilen ve tartışmada delilini erkekler gibi açıklayamayanı mı Allah'a isnad ediyorlar? Rahmân'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların yalan şahitlikleri yazılacak ve Rahmân dileseydi biz onlara kulluk etmezdik" dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar? Onlar sadece, "Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, ve biz onların izlerinden gitmekteyiz" böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz" demiş uyarıcı, "Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?" dedi. Onlar, "Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz" Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu! İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti "Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım."27."Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir." bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz onları Mekke müşriklerini ve atalarını kendilerine hak olan Kur'an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar dünya nimetlerinden kendilerine Hak gelince, "Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkar ediyoruz" Kur'an iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!" rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, çeşitli alanlarda kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri dünyalık şeylerden daha bütün insanlar kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân'ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler gümüşten kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O'na karşı gelmekten Rahmân'ın Zikri'ni görmezlikten gelirse biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını bize geldiğinde, arkadaşına, "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!" "Bu temenniniz bugün size asla fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız" sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin? biz seni bu dünyadan alır götürürüz de, onlardan intikam da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen doğru bir yol bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba önce gönderdiğimiz elçilerimize sor Rahmân'dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz? biz Mûsâ'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim" mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar! gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba azabı görünce "Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz" biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden kavmine seslenerek dedi ki "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor değil mi? Hâlâ görmüyor musunuz?"52."Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?"53."Eğer doğru söylüyorsa ona altın bilezikler atılmalı, yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?" kavmini küçük düşürdü ezdi. Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öc aldık, hepsini suda sonradan gelecek inkârcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin senin kavmin seni susturacak bir delil buldukları zannıyla hemen şamata etmeye tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?" dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları'na örnek kıldığımız bir dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler o Kıyametin kopacağının bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu doğru bir şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o size apaçık bir apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin." Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin, işte bu doğru bir aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin haline! bu tavırlarıyla ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, halbuki bunun farkında gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman 69.Allah şöyle der "Ey ayetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."70."Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz." için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedî olarak bu yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen sizin için bol bol meyve var, onlardan suçlular cehennem azabında devamlı hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zâlim meleğe şöyle seslenirler "Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin." O da, "Siz hep böyle kalacaksınız" size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan gerçeği kabul etmeme konusunda bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de onları cezalandırmakta onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz melekler Muhammed! De ki "Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum." ve yerin Rabbi, Arş'ın da Rabbi olan Allah, onların nitelendirmelerinden onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, batıl inançlarına dalsınlar ve dünya hayatlarında gökte de ilâh olandır, yerde de ilah olandır. O hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O'nun katındadır ve yalnızca O'na bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette, "Allah" derler. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar? Muhammed'in, "Ya Rabbi!" demesine andolsun ki, şüphesiz bunlar iman etmeyen bir sen onları hoş gör ve "size selam olsun" de. Yakında Suresi KonusuAsıl konu Kur’ân-ı Kerîm’in mûcize olma niteliğinden yola çıkarak Hz. Peygamber’in gerçek peygamber, tebliğ ettiği dinin de hak din olduğunu kanıtlamaktır. Bu ana konu çerçevesinde münasebet düştükçe şirkin çelişkilerle dolu bir inanç biçimi olduğuna, daha önce gelip geçmiş milletlerin hak din karşısındaki tavırlarına göre aldıkları sonuca, dünya ve âhiret nimetlerinin mukayesesine, ebedî olanın geçici olana tercih edilmesi gereğine işaret edilmiş, dikkat Suresi Tefsiri“Ayrılmış, tek başına harfler” mânasındaki “hurûf-ı mukattaa” hakkında, ikinci sûrenin başında gerekli bilgi verilmiştir. Burada alfabeden iki harfin zikredilerek sûreye giriş yapılmasının şöyle bir özel hikmetinden söz edilebilir Kur’an Arapça’dır, sizin konuştuğunuz Arapça nasıl hâ, mîm gibi harflerden oluşuyorsa bu da o harflerden oluşturulmuştur. Onu anlamanız ve üzerinde düşünerek, aynı harflerden benzerini yapmayı deneyerek eşsizliğini kabul etmeniz için hiçbir engel yoktur.
❬ Önceki Sonraki ❭ إِنَّا جَعَلْنَٰهُ قُرْءَٰنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ Tefhim-ul Kuran Gerçekten biz onu, belki aklınızı kullanırsınız diye Arapça bir Kur´an kıldık. Meallere göre Zuhruf Suresi 3. Ayet Tüm Mealler Zuhruf 3 Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Zuhruf 3 Diyanet İşleri Başkanlığı Zuhruf 3 Elmalılı Hamdi Yazır Zuhruf 3 Ali Fikri Yavuz Zuhruf 3 Diyanet Vakfi Zuhruf 3 Elmalılı Hamdi Yazır Sade Zuhruf 3 Elmalılı Hamdi Yazır Sade 2 Zuhruf 3 Fizilal-il Kuran Zuhruf 3 Hasan Basri Çantay Zuhruf 3 İbni Kesir Zuhruf 3 Ömer Nasuhi Bilmen Zuhruf 3 Tefhim-ul Kuran Zuhruf 3 Kuran Yolu Zuhruf 3
zuhruf suresi 3 ayet meali