onunruh hakkında İsrâ Suresi’nin 85 Kur’ân Tefsiri, C. 5, İstanbul: için bilgiyi kısıtlı elde edebileceği yukarı-daki ayet bize
YAZARLARProf. Dr. Yakup ÇİÇEK Prof. Dr. Muhsin DEMİRCİ Prof. Dr. İsmail ÇALIŞKAN TEFSİR ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ
24Nur Suresi 37. Ayeti Kerime Mealleri ve Tefsiri Ö. NASUHİ BİLMEN MEALLERİ VE TEFSİRİ : 'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri' Ö NASUHİ BİLMEN MEALİ: Birçok erler ki, onları ne bir ticaret ve ne de bir ticaret Allah Teâlânın zikrinden ve namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoyamaz.
KuranMeali ve Tefsiri. En'âm Suresi 8. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri. 20 Mart 2021
Kasas Suresi 24 Bazen iyilik kapımıza gelir, Zina yapmak şöyle dursun zinaya yakın bile durma Zinanın değişik türleri var GÖZ ZİNASI Göz ile müstehcen kadınlara bakmaktır.
6vSZ7Zl. Mâide sûresi 2. ayetinde ne anlatılmaktadır? Mâide sûresi 2. ayetinin meali ve tefsiri. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur “Günah işlemekte ve düşmanlıkta birbirinize yardımcı olmayın!” Mâide sûresi, 2 Dinimiz, Müslümanların birbirleriyle çok sıcak ve samîmi bir dostluk ve dayanışma içinde olmalarını ister. Onların, birbirlerinin daha iyi ve takvâ üzere olmaları için gayret göstermelerini emreder. Günaha sevketmekte ve düşmanlık duygularıyla dinin belirlediği sınırları aşmakta birbirlerine destek olmalarını da açıkça ve kesin bir dille yasaklar. Yaptırım gücüne sahip yöneticilere, halkın, yönetim hakkındaki düşünce ve sözlerini ulaştırmak, gereksiz yere ispiyonculuk yapmak toplumda birçok sıkıntının doğmasına sebep olur. Böyle bir hareket günah işlemekte ve düşmanlıkta yardımlaşma anlamı taşır. Bu ise yasaklanmıştır. Nitekim Nevevî merhum da açtığı başlıkta, “bir kötülüğün yayılması endişesi gibi ciddi bir ihtiyaç yokken iş başındakilere halkın sözlerini nakletmenin yasak olduğunu” belirtmektedir. Böyle bir ihtiyaç varsa, elbette kamunun selâmeti için istihbârât sağlamak gerekecektir ki bu da iyilik ve takvâda yardımlaşmak demek olur. Kaynak Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları
Mâide Suresi 64. ayeti ne anlatıyor? Mâide Suresi 64. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...Mâide Suresi 64. Ayetinin Arapçasıوَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّٰهِ مَغْلُولَةٌۜ غُلَّتْ اَيْد۪يهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُواۢ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِۙ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يرًا مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًاۜ وَاَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ كُلَّمَٓا اَوْقَدُوا نَارًا لِلْحَرْبِ اَطْفَاَهَا اللّٰهُۙ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًاۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ Mâide Suresi 64. Ayetinin Meali AnlamıYahudiler “Allah’ın eli bağlı ve sıkıdır” dediler. Elleri bağlansın onu söyleyenlerin, lânet olsun onlara! Hiç de öyle değil, aksine Allah’ın iki eli de açıktır, nasıl dilerse o şekilde ihsân ve ikram eder. Rabbinden sana indirilen âyetler, elbette onların pek çoğunun azgınlığını ve küfrünü daha da artıracaktır. Biz de onların arasına kıyâmet gününe kadar sürüp gidecek düşmanlık, kin ve nefret saldık. Ne zaman savaş için bir fitne ateşi körükledilerse, Allah onu söndürdü. Yine de onlar dünyanın her tarafında sırf bozgunculuk çıkarmak için koşuşturup dururlar. Allah, bozgunculuk yapanları Suresi 64. Ayetinin TefsiriYahudiler önceleri varlık, bolluk ve refah içinde idiler. Yaşadıkları yerlerde halkın en zengini onlardı. Hz. Muhammed peygamber olup onu yalanladıktan sonra malları azaldı, darlığa ve sıkıntıya düştüler. Bu sebeple Allah’ın kendilerine ihsan ve ikramda bulunmaktan vazgeçmesine bir isyan, bir sızlanma ve şikâyet olarak Allah’ın elinin bağlı, kendilerine karşı cimri olduğunu söylemişlerdir. Bu tavır sadece yahudilere mahsus değildir. Başka toplumlardaki câhil ve beyinsiz kimseler de, sıkıntı, meşakkat ve belâlara düçar oldukları zaman, Allah’a dönecekleri yerde sabredemez ve bu şekilde asılsız sözler sarfederler. İkinci olarak yahudiler, Peygamber Efendimiz’in ve etrafındaki pek çok kimsenin fakir olduğunu görüp, buna rağmen Cenâb-ı Hakk’ın, “Kim Allah’a güzel bir borç verecek olursa” Bakara 2/245 gibi ayetlerde beyân edildiği gibi bu fakir kimselerden borç istediğini işitince Allah’ın fakir ve cimri olduğu düşüncesine kapılmış ve bunu ifade etmişlerdir. Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, XII, 35 Görüldüğü üzere bu ifade, “Harcamalarında ve başkalarına yardımda eli sıkı olma!” İsrâ 17/29 buyruğunda olduğu gibi cimrilikten bahseden temsili bir ifadedir. Bu sözleri sebebiyle yahudiler hem ahlâkî bir vasıf hem de iktisâdî bir tutum olarak son derece cimri bir toplum haline gelmişler ve Allah’ın lânetine ve Celil olan Allah’ın durumu, onların söylediği gibi değildir. “Hiç de öyle değil, aksine Allah’ın iki eli de açıktır, nasıl dilerse o şekilde ihsan ve ikram eder” Mâide 5/64 Hâşâ o cimri değil, mutlak cömerttir; sonsuz lutuf ve ihsan sahibidir. Âciz değil, mutlak kâdirdir. Nasıl dilerse öyle verir, isterse verir isterse vermez; isterse az isterse çok verir. İsterse hesap ile isterse hesapsız, isterse sebep ile isterse sebepsiz ihsan eder. O hem zengin ve kerîm, hem mutlak güç ve kuvvet sahibi, hem her istediğini yapan, hem de mutlak rızık vericidir. O vermeye mecbur olmadığı gibi vermemeye de mecbur değildir. Vermekle zenginliği tükenmeyeceği gibi, vermemekle de cimri olması gerekmez. Onun ne kudretini kayıtlayacak bir güç, ne de iradesini yasaklayacak bir kanun vardır. Kudretleri sınırlayan kayıtlar, iradeleri zorlayan kanunlar Allah üzerinde değil, ancak ve ancak yaratıklar üzerinde hâkimdir. Nitekim Cenâb-ı Hakk’ın zenginliği ve cömertliği ile alakalı olarak hadis-i şerifte şöyle buyrulur“Allah’ın sağ eli nimetlerle dopdoludur. Hiçbir şey onu eksiltmez. O, gece gündüz bol bol ihsan eder. Gökleri ve yeri yarattığı günden beri verdiğini bir düşün. Bütün bunlar O’nun sağ elinde bulunanları hiç eksiltmemiştir.” Buhârî, Tevhid 22; Müslim, Zekât 37Gerçek böyle olmakla beraber yahudiler bunu kavrayamadılar, üstelik doğru olanı yanlış olandan ayırarak insanlığı hidâyete eriştirmek için gelen Kur’an’ın diriltici mesajlarına da kulaklarını kapattılar. Bu yüzden inen âyetler onlara şifa olacak yerde bir çoğunun azgınlığını ve küfrünü artırmıştır; bu tînette olanların da kıyamete kadar azgınlıklarını artıracaktır. Çünkü Kur’an her ne kadar bütün insanlar için hidâyet rehberi olsa da, onun fiilî hidâyeti ancak mü’minler ve müttakîler içindir. bk. Bakara 2/2 Zâlimler ve kâfirler onun hidâyetinden bir nasip alamayacaklardır. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulur “Biz Kur’an’ı mü’minlere şifa ve rahmet olarak indiriyoruz. O, zâlimlerin ise ancak ziyânını artırır.” İsrâ 17/82 Cenab-ı Hak o yahudilerin arasına kıyamete kadar devam edecek bir düşmanlık ve kin bırakmıştır. Bu, hiçbir zaman yok olmayacaktır. “Sen onları dışarıdan birlik içinde sanırsın; halbuki kalpleri darmadağınıktır” Haşr 59/14 âyeti bu hakikati dile getirir. Ne zaman Allah Resûlü ile savaşmak ve ona bir kötülük etmek isteseler Allah onu söndürmüştür. Aralarında ihtilaf ve tefrika çıkarmak suretiyle onları geri çekmiş ve peygamberini onların kötülüklerinden korumuştur. Yine de onlar yeryüzünde fesat çıkarmak için koşup dururlar. müslümanlara tuzak kurmaya, İslâm ümmeti arasında kötülük ve fitne çıkarmaya çalışırlar. Bu davalarından hiçbir zaman vazgeçmezler. Allah ise fesatçıları sevmez, bozgunculuğa koşanların cezasını merhametine sınır olmayan Yüce Allah, kim olursa olsun kullarına kurtuluş için kapıyı devamlı açık tutmaktadırMâide Suresi tefsiri için tıklayınız...Kaynak Ömer Çelik TefsiriMâide Suresi 64. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız... İslam ve İhsan
❬ Önceki Sonraki ❭ مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَآ أَمَرْتَنِى بِهِۦٓ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ ۚ وَكُنتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَّا دُمْتُ فِيهِمْ ۖ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِى كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ ۚ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ
De ki Pis olanın çokluğu hoşunuza gitse bile, pis ile temiz bir olmaz. Ey Peygamberlerin en MükemmeliDe ki Ey şaşkın, pis ile temiz bir değildir, pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile. Yani amellerin iyilği ve kötülüğü hususunda az olmasında ya da çok olmasında ibret alınacak bir şey yoktur, iyi ile kötü mukayese akıl sahipleri, Allah’tan korkunuz, inşallah kurtulursunuz Maide Süresi 100.Ey işlerin özüne bakanlar, Allah’tan gerektiği gibi korkunuz. Umulur ki yaptıklarınızı en güzel biçimde ve samimiyetle yaparsanız ve Allah’ın katından bir kazanç elde edersiniz.
Bakara Süresi 23 ve 24. Ayet Meali Eğer kulumuza indirdiklerimizden şüphe ediyorsanız, haydi onun benzeri bir süre getirin eğer iddianızda doğru iseniz. Allah’tan gayri şahitlerinizi de çağırın. Bunu yapamazsınız -ki elbette yapamayacaksınız- yakıtı insan ve taş olan cehennem ateşinden sakının. O, kafirler için Süresi 23. Ayet Tefsiri Bilmen Tefsiri Allah kendisinden başka ilah bulunmadığını bildirdikten sonra bkz21-22 ayetler, şimdi de Muhammed O’nun peygamberi olduğunu ortaya koymak üzere kafirlere şöyle sesleniyor“Eğer kulumuza” yani Muhammed indirdiklerimizden şüphe ediyorsanız, haydi onun benzeri onun getirdiğinin benzeri bir süre getirin. Onun Allah katından olmadığını iddia ediyorsanız ona bir benzeri ile karşı oyun. Bunun içinde Allah dışında dilediğiniz kimselerden yardım isteyin. Fakat sizin buna gücünüz yetmezAllah meydan okumayı Mekke ve Medine’de defalarca tekrarladı. Müşrikler ise Hz Peygamber aşırı düşmanlıkları ve dinine olan kinlerine rağmen bundan aciz kaldılar. Bu yüzden Allah Bunu yapamazsınız-ki elbette yapamayacaksınız buyurmuştur. Yani bunu ilelebet hiçbir zaman yapamayacaksınız. Bu da başka bir mucizedir. Zira Allah bu Kur’an’ın karşısına bir mislinin çıkarılamayacağını haber vermiş ve bu günden zamanımıza kadar karşısına çıkılamamış, meydan okuduğu şey yapılamamıştır. Kur’an, her şeyi yaratan Allah’ın kelamı iken, bunu kim yapabilir? Yaradanın kelamı, yaratılanın sözüne nasıl benzeyebilir? Kur’an-ı Kerim üzerinde düşünen kimse onda lafız ve mana yönünden açık ve gizli,türlü türlü mucizeler YakıtıAyette geçen vekud ateşe yakıt olarak atılan odun ve benzeri maddelerdir. Nitekim Allah Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır Cin 15’ buyurur. Yani Siz ve Allah’ın dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz Enbiya 98’ buyurur. Burada taştan kasıt büyük, siyah, sert ve sağlam kükürt taşıdır. Bunun yakıldığında ısısı, tüm taşlardan şiddetlidirİmam Şafii der ki İnsanlar şu süreyi bilselerdi kendilerine yeterdi Asra yemin ederim ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip, iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır Asr Süresi 1-3’Bu mübarek ayetler Allah’ın birliğini bütün insanlara tebliğ eden Hz. Muhammed doğruluğuna, hakikaten bir yüce peygamber olduğuna şehadette bulunan Kur’an-ı Kerim’in, benzerinin getirilmesi mümkün olmayan bir ebedi mucize olduğunu açıklamaktadır. Şöyle kiVe Ey inkarcılar! Ey münafıklar! Ey şüphede bulunanlar; Eğer siz kulumuza Hz. Muhammed’e ayet ayet, süre süre indirdiğimizden Kur’an-ı Kerim’den şüphede iseniz o apaçık kitabın bir ilahi kitap olduğunda, onu size tebliğ eden zatın peygamberliğinde şüphe ediyorsanız onun benzerinden bir süre o surelerden birinin bir benzerini vücuda getiriniz başkalarından da yardım isteyiniz.Ve Allah Teala’dan başka şahitlerinizi yardımcılarınızı, mabud olduğuna inandığınız putlarınızı davet ediniz çağırınız, gelsin size yardım etsinler. Eğer siz iddianızda doğru kimseler iseniz çok uzak, buna imkan mı var?Ey cahiller! Eğer siz onu yapamazsanız Kur’an-ı Kerim’in bir süresinin olsun benzerini vücuda getirmekten aciz kalırsanız Elbette yapamayacaksınız ya zaten aciz kalacağınız muhakkak ya Artık o ateşten sakınınız ki o cehennemden korkunuz ki Onun çırası onu yandıran, parlatan, tutuşturacak şey bir takım insanlar ile taşlardır. Evet… Onun çırası yerinde olan şeyler, kafirler, bir takım günahkarlar ile bir çok taşlar, putlardır.O ateş ise asıl kafirler için hazırlanmıştır bugün mevcuttur. Artık siz de küfür ve isyanda devam ederek öyle bir ateşe atılmaya nasıl cesaret edebiliyorsunuz?İleride de beyan olunacağı üzere Kur’an-ı Kerim öyle bir ebedi bir mucizedir ki, onun hiç bir süresinin benzerini getirmeye hiç bir kimse muktedir olamamış ve olamayacaktır. O eşsiz ilahi bir kitaptır, Allah’ın bir lütfudur, belagat ve fesahatın en parlak, benzersiz bir nümunesidir. O Kur’an-ı Kerim’in bu yüceliğini bütün ilim ve fazilet sahipleri kabul böyle ebedi bir şekilde diyanet, fazilet, hikmet, ilim ve irfan nurlarını yayıp duran kutsi bir kitabı kim inkar edebilir? Bunu değiştirmeye bozmaya kimin selahiyeti bulunabilir? Ne mutlu bu yüce kitabın nurlarından hakkıyla istifade edenlere!Kur’an-ı Kerim’in bu pek yüksek mahiyetini bir çok insaflı yabancı bilginler de itiraf etmektedirler. Bu cümleden olarak Dr. İzak, Taymis gazetesinde neşredilmiş olan bir makalesinde şöyle demiştir“Müslümanlık, medeniyetin meşalesi olan Kur’an’a dayanmaktadır. Bu kitap insanları bilmediklerini öğrenmeye teşvik eder, ilerleme, doğruluk ve izzeti nefsin insanlar için lazım olduğunu anlatır. Şüphesizdir ki, İslamiyetin faydalı olduğu açıktır. Onun başlıca hususiyet!, medeniyetin esası, belki en büyük direği olmaktır.”Evet… Hakiki medeniyet, İnsanlık, ahlak ve fazilet ancak İslamiyet sayesinde ortaya çıkar. Elverir ki, ondan layıkıyla istifadeye Turan Yazılım / Mürşit 5 / Kur’an / Tefsir / Bilmen Ömer Nasuhi Bilmenb- İbn Kesir / Tefsiru’l Kur’an’il Azim -İbn Kesir Tefsiri / C1 / bkz
maide suresi 24 ayet tefsiri